Sunday, March 26, 2006
Monday, March 20, 2006
Sunday, March 19, 2006
Murat Belge
...
Anketin oldukça kesin bir şekilde açığa çıkardığı olgulardan biri 'hoşgörüsüzlük'. İnsanların bu muhafazakârlık çerçevesi içinde oluşmuş alışkanlıkları ve bunlara göre şekillenmiş değerleri var. O kalıpların dışına çıkan bir şeyi onaylamıyorlar.
...
!!
Anketin oldukça kesin bir şekilde açığa çıkardığı olgulardan biri 'hoşgörüsüzlük'. İnsanların bu muhafazakârlık çerçevesi içinde oluşmuş alışkanlıkları ve bunlara göre şekillenmiş değerleri var. O kalıpların dışına çıkan bir şeyi onaylamıyorlar.
...
!!
Saturday, March 18, 2006
Friday, March 17, 2006
Tuesday, March 14, 2006
'Yaratılmayış efsanesi'
Radikal: Nuray Mert
... 'Yaradılış' konusunun ders kitaplarında yer alması, bunu takiben bir grup öğrencinin Adnan Hoca'nın müzesini ziyaret etmesi konusunda bir-iki şey söylemek ihtiyacı içindeyim. Doğrusu ben, fen ve biyoloji ders kitaplarında Darwin'in evrim teorisinin yanı sıra yaradılış dogmasının yer aldığını bilmiyordum. Hiç kuşku yok ki, yaradılış inancı fen ve biyolojinin değil, ilahiyatın konusu. Öğrencilere okutulacaksa din derslerinde okutulmalı ve de din dersleri mutlaka seçmeli olmalı. Diğer taraftan, dindar insanların bir kısmının Darwin'in evrim teorisini çürütmek için bunca gayret sarf ediyor olmasına öteden beri hiç anlam veremiyorum. Darwin'in evrim teorisi, birtakım bilimsel verileri yorumlayan, adı üzerinde bir teori. İsteyen bu yoruma karşı yorumlar ve teoriler ileri sürebilir, tartışabilir. Ancak, bu teoriyle bu kadar uğraşmak için, onu fazlasıyla ciddiye almak gerekir, oysa Tanrı inancı başta olmak üzere, dinsel dogmalara bilimsel verilerden bağımsız olarak inanılır. Diğer bir deyişle, bilimsel veriler, inanca ilişkin dogmaları yanlışlama gücüne sahip değildir. İnananlar, bilimin beş duyuyla algılanabilir ve insan zihniyle kavranabilir dünyaya ilişkin sıradan bilgilerin alanı olduğunu, dini dogmayı onaylama veya yanlışlama kabiliyetinde olmadığını düşünürler. Hal böyleyken, dini dogmaları bilimsel verilerle desteklemeye çalışmakla, onları yanlışlamaya çalışmak aynı beyhude kaygının ürünü olabilir, o kadar. Darwin'e reddiyeler dizmek veya yaradılış müzesi gibi faaliyetleri, bu türden beyhude çabalar olarak görüyorum. Bunlara karşı çıkmak inanmayanların değil, asıl inananların işi olmalı diye düşünüyorum. Diğer taraftan, ABD'de muhafazakârların icat ettiği 'akıllı tasarım' fikri kadar dinsel inanca ters düşen bir yaklaşım olamaz. İnananlar, insan aklına uygun buldukları şeylere inanmak durumunda değildir. Zira, inanışa ilişkin ilk kabul, insan aklının sınırları olduğuna dair inanıştır. Bu, inanmayanlar tarafından, kısa yoldan, abuk sabuk her şeye inanış, her türlü sorgulama ve zihni faaliyeti askıya alan pasif bir kabul gibi algılanmaktadır. Oysa dinsel inancın kendine özgü, kaynakları, referansları ve iç tutarlılığı vardır ve bu çerçeve içinde kalmak son derece önemlidir. Konumuza geri dönersek, bu çerçevede inanan insanların, yaradılış konusunu fen ve biyoloji kitaplarına sıkıştırma çabasını anlamak mümkün değil, çünkü imanın kaynağı ve besleyicisi fen ve biyoloji kitapları değildir, olamaz, olmamalıdır. Bu arada, Darwin'in evrim teorisinin bilimsel gerçek diye başka bir dogma, bir 'yaratılmayış efsanesi' haline gelmesini de anlamak mümkün değil. Teoriler teoridir ve ancak 'teori' olarak takdim edilmelidirler. Oysa, bilimsel dediğimiz ders kitaplarında sadece evrim teorisi değil, daha birçok konuda mesela, psikoloji konusunda bir sürü teori (yani sonuçta yorum) gerçeğin ta kendisi gibi yer almakta. Son olarak, bu konu tartışılırken, dinsel dogmalar söz konusu olduğunda, kullanılan dilin hemen 'ortaçağ karanlığı', 'zırva' gibi küçültücü sıfatlarla dolması, son derece sorunlu bir tavırdır.
...
... 'Yaradılış' konusunun ders kitaplarında yer alması, bunu takiben bir grup öğrencinin Adnan Hoca'nın müzesini ziyaret etmesi konusunda bir-iki şey söylemek ihtiyacı içindeyim. Doğrusu ben, fen ve biyoloji ders kitaplarında Darwin'in evrim teorisinin yanı sıra yaradılış dogmasının yer aldığını bilmiyordum. Hiç kuşku yok ki, yaradılış inancı fen ve biyolojinin değil, ilahiyatın konusu. Öğrencilere okutulacaksa din derslerinde okutulmalı ve de din dersleri mutlaka seçmeli olmalı. Diğer taraftan, dindar insanların bir kısmının Darwin'in evrim teorisini çürütmek için bunca gayret sarf ediyor olmasına öteden beri hiç anlam veremiyorum. Darwin'in evrim teorisi, birtakım bilimsel verileri yorumlayan, adı üzerinde bir teori. İsteyen bu yoruma karşı yorumlar ve teoriler ileri sürebilir, tartışabilir. Ancak, bu teoriyle bu kadar uğraşmak için, onu fazlasıyla ciddiye almak gerekir, oysa Tanrı inancı başta olmak üzere, dinsel dogmalara bilimsel verilerden bağımsız olarak inanılır. Diğer bir deyişle, bilimsel veriler, inanca ilişkin dogmaları yanlışlama gücüne sahip değildir. İnananlar, bilimin beş duyuyla algılanabilir ve insan zihniyle kavranabilir dünyaya ilişkin sıradan bilgilerin alanı olduğunu, dini dogmayı onaylama veya yanlışlama kabiliyetinde olmadığını düşünürler. Hal böyleyken, dini dogmaları bilimsel verilerle desteklemeye çalışmakla, onları yanlışlamaya çalışmak aynı beyhude kaygının ürünü olabilir, o kadar. Darwin'e reddiyeler dizmek veya yaradılış müzesi gibi faaliyetleri, bu türden beyhude çabalar olarak görüyorum. Bunlara karşı çıkmak inanmayanların değil, asıl inananların işi olmalı diye düşünüyorum. Diğer taraftan, ABD'de muhafazakârların icat ettiği 'akıllı tasarım' fikri kadar dinsel inanca ters düşen bir yaklaşım olamaz. İnananlar, insan aklına uygun buldukları şeylere inanmak durumunda değildir. Zira, inanışa ilişkin ilk kabul, insan aklının sınırları olduğuna dair inanıştır. Bu, inanmayanlar tarafından, kısa yoldan, abuk sabuk her şeye inanış, her türlü sorgulama ve zihni faaliyeti askıya alan pasif bir kabul gibi algılanmaktadır. Oysa dinsel inancın kendine özgü, kaynakları, referansları ve iç tutarlılığı vardır ve bu çerçeve içinde kalmak son derece önemlidir. Konumuza geri dönersek, bu çerçevede inanan insanların, yaradılış konusunu fen ve biyoloji kitaplarına sıkıştırma çabasını anlamak mümkün değil, çünkü imanın kaynağı ve besleyicisi fen ve biyoloji kitapları değildir, olamaz, olmamalıdır. Bu arada, Darwin'in evrim teorisinin bilimsel gerçek diye başka bir dogma, bir 'yaratılmayış efsanesi' haline gelmesini de anlamak mümkün değil. Teoriler teoridir ve ancak 'teori' olarak takdim edilmelidirler. Oysa, bilimsel dediğimiz ders kitaplarında sadece evrim teorisi değil, daha birçok konuda mesela, psikoloji konusunda bir sürü teori (yani sonuçta yorum) gerçeğin ta kendisi gibi yer almakta. Son olarak, bu konu tartışılırken, dinsel dogmalar söz konusu olduğunda, kullanılan dilin hemen 'ortaçağ karanlığı', 'zırva' gibi küçültücü sıfatlarla dolması, son derece sorunlu bir tavırdır.
...
Sunday, March 12, 2006
Yeni Yüzler
Friday, March 10, 2006
Arkadaşlık böyle bir şey!
Hoşçakal Fasıl'ında beni yalnız bırakmayan, sevgileriyle içimi ısıtan herkese sonsuz teşekkürler!! Hepinizi buraya bekliyorum :) Ama bu sefer fasıla değil, Stammtisch'te bira içmeye ;)
Sevgiyle Kalın
Sevgiyle Kalın
Monday, March 06, 2006
Saturday, March 04, 2006
From the beginning

There might have been things
I missed
But don't be unkind
It don't mean
I'm blind
Perhaps there's a thing or two
I think of lying in bed
I shouldn't have said
But there it is
You see, it's all clear
You were meant to be here
From the beginning
Maybe I might have changed
And not been so cruel
Not been such a fool
Whatever was done is done
I just can't recall
It doesn't matter at all
You see, it's all clear
You were meant to be here
From the beginning
Wednesday, March 01, 2006
Zadig'in meleği Jesrad der ki
... "Kötüler her zaman mutsuzdur. Yeryüzünde sık sık görülen az sayıdaki doğruları sınamaya yarar ve sonucunda iyiliğin doğmadığı tek bir kötülük yoktur"...
" Her şeytanlıktan bir iyilik doğar"
mı??
Subscribe to:
Posts (Atom)













