Tuesday, March 14, 2006

'Yaratılmayış efsanesi'

Radikal: Nuray Mert

... 'Yaradılış' konusunun ders kitaplarında yer alması, bunu takiben bir grup öğrencinin Adnan Hoca'nın müzesini ziyaret etmesi konusunda bir-iki şey söylemek ihtiyacı içindeyim. Doğrusu ben, fen ve biyoloji ders kitaplarında Darwin'in evrim teorisinin yanı sıra yaradılış dogmasının yer aldığını bilmiyordum. Hiç kuşku yok ki, yaradılış inancı fen ve biyolojinin değil, ilahiyatın konusu. Öğrencilere okutulacaksa din derslerinde okutulmalı ve de din dersleri mutlaka seçmeli olmalı. Diğer taraftan, dindar insanların bir kısmının Darwin'in evrim teorisini çürütmek için bunca gayret sarf ediyor olmasına öteden beri hiç anlam veremiyorum. Darwin'in evrim teorisi, birtakım bilimsel verileri yorumlayan, adı üzerinde bir teori. İsteyen bu yoruma karşı yorumlar ve teoriler ileri sürebilir, tartışabilir. Ancak, bu teoriyle bu kadar uğraşmak için, onu fazlasıyla ciddiye almak gerekir, oysa Tanrı inancı başta olmak üzere, dinsel dogmalara bilimsel verilerden bağımsız olarak inanılır. Diğer bir deyişle, bilimsel veriler, inanca ilişkin dogmaları yanlışlama gücüne sahip değildir. İnananlar, bilimin beş duyuyla algılanabilir ve insan zihniyle kavranabilir dünyaya ilişkin sıradan bilgilerin alanı olduğunu, dini dogmayı onaylama veya yanlışlama kabiliyetinde olmadığını düşünürler. Hal böyleyken, dini dogmaları bilimsel verilerle desteklemeye çalışmakla, onları yanlışlamaya çalışmak aynı beyhude kaygının ürünü olabilir, o kadar. Darwin'e reddiyeler dizmek veya yaradılış müzesi gibi faaliyetleri, bu türden beyhude çabalar olarak görüyorum. Bunlara karşı çıkmak inanmayanların değil, asıl inananların işi olmalı diye düşünüyorum. Diğer taraftan, ABD'de muhafazakârların icat ettiği 'akıllı tasarım' fikri kadar dinsel inanca ters düşen bir yaklaşım olamaz. İnananlar, insan aklına uygun buldukları şeylere inanmak durumunda değildir. Zira, inanışa ilişkin ilk kabul, insan aklının sınırları olduğuna dair inanıştır. Bu, inanmayanlar tarafından, kısa yoldan, abuk sabuk her şeye inanış, her türlü sorgulama ve zihni faaliyeti askıya alan pasif bir kabul gibi algılanmaktadır. Oysa dinsel inancın kendine özgü, kaynakları, referansları ve iç tutarlılığı vardır ve bu çerçeve içinde kalmak son derece önemlidir. Konumuza geri dönersek, bu çerçevede inanan insanların, yaradılış konusunu fen ve biyoloji kitaplarına sıkıştırma çabasını anlamak mümkün değil, çünkü imanın kaynağı ve besleyicisi fen ve biyoloji kitapları değildir, olamaz, olmamalıdır. Bu arada, Darwin'in evrim teorisinin bilimsel gerçek diye başka bir dogma, bir 'yaratılmayış efsanesi' haline gelmesini de anlamak mümkün değil. Teoriler teoridir ve ancak 'teori' olarak takdim edilmelidirler. Oysa, bilimsel dediğimiz ders kitaplarında sadece evrim teorisi değil, daha birçok konuda mesela, psikoloji konusunda bir sürü teori (yani sonuçta yorum) gerçeğin ta kendisi gibi yer almakta. Son olarak, bu konu tartışılırken, dinsel dogmalar söz konusu olduğunda, kullanılan dilin hemen 'ortaçağ karanlığı', 'zırva' gibi küçültücü sıfatlarla dolması, son derece sorunlu bir tavırdır.
...

No comments: